Bir Bilene Sorduk Uzman Psikolog Sibel Düzakın
www.olgupsikoloji.com

Çocuklar “kaliteli zaman” sever!

Çalar saatin sesiyle güne başlıyoruz. Hemen uyanıp, kalkıyor ve çocuklarımızı uyandırmaya çalışıyoruz. Hepimiz bir yerlere yetişmek zorundayız. Anne babalar işlerine, çocuklar okula ya da bakımevlerine. Bir kargaşa, bir gürültü evden çıkıyoruz. Ve zor da olsa her aile üyesi, zamanında yerine ulaşıyor.

Ev yaşantısından uzaklaşıp, iş yerlerimize geldiğimizde işlerimize odaklanıyoruz. Elbette, akşam eve dönüş saati gelinceye kadar. Eve dönüş saatine yakın planlarımız başlıyor. Çocuklar, bırakıldıkları yerlerden alınıyor, eve dönülüyor. Bundan sonrasında zaman daha da hızlı akıyor. Akşam yemeği hazırlanmalı, toplanmalı, evin günlük işleri yapılmalı, çocukların dersleriyle ilgilenilmeli, yarın için planlamalar yapılmalı… Sonunda yatma zamanı geliyor. Uyku hazırlıkları derken günün sonuna geliniyor.

İşte bir günün kısa özeti.

ZAMANIN KALİTELİSİ

Bu yoğun tempo içinde çocuklara zaman ayırmak için doğaüstü güçlerimizin olması gerekiyor gibi görünüyor. Ancak zor gibi görünse de hem çocuğumuzun hem de anne baba olarak bizlerin bu zamana ihtiyacımız var. Burada yapılması gereken çocuğumuzla geçireceğimiz zamana ait planlamayı öncelikle düşüncemiz, daha sonra da yaşantımız içine yerleştirmemiz aslında.

Kaliteli zaman, bütün ilişkiler için tavsiye ediliyor, ancak çocuklar sözkonusu olduğunda daha büyük bir önem kazanıyor.

Kaliteli zaman geçirmek “nitelikli ve sürekli” beraberlik kurmaktır. Birlikte geçirilen süre içinde çocuk ve ebeveyn arasında gerçek bir ilişki olmalıdır.

Kaliteli zaman geçirmek demek, her zaman planlı bir aktivitede bulunmak ya da belirlenen bir olaya göre hareket etmek demek değildir. Bu zaman, doğaçlama olarak da ortaya çıkabilir, kimi zaman birkaç dakika, kimi zaman birkaç saat.

Kaliteli zaman ebeveynle çocuk arasında oluşan gerçek bir bağ olarak tanımlanabilir.

Geçirilen zamanın bölünmeden geçirilmesi ve çocuğun ebeveynle yakınlık kurabilmesi ruhsal gelişimi açısından önemlidir.

Geçirilen zamanın uzun olmasından çok anne baba ve çocuk arasındaki etkileşimin doyumlu olması ve karşılıklı duygu paylaşımı içermesi gerekir. Ebeveynin sadece fiziksel olarak orada bulunması çocuk için yeterli olmamaktadır. Ebeveynlerin çocukların dünyalarına aktif olarak katılmaları, ihtiyaçlarını anlamaya çalışmaları, söylediklerini ilgi ile dinlemeleri, üzüntülerini, kaygılarını, mutluluklarını paylaşmaları bir çocuğun dünyasında büyük önem taşır.

Çocuğunuzun sizinle geçirdiği zamanın değerli ve kaliteli olmasını sağlamak için bir anne ya da babanın süper adam ya da süper kadın olması gerekmez. Kalite, anne-baba ile sistemli, sürekli iletişim ihtiyacını hatırlatır. Bu kalitenin ne olduğunu bize en iyi çocuklar söyleyebilir.

ÇOCUKLAR NE DİYOR?

6-11 yaş arası 2000 çocuk üzerinde yapılan bir araştırma çocukların babaları ile aralarındaki iyi ilişkiyi aşağıdaki gibi gördüklerini göstermektedir:

- Yemekler hazırlaması,
- Onlarla tv izlemesi,
- Futbol oynaması,
- Onlara hikâye okuması,
- Beraber alışverişe gitmeleri,
- Kötü zamanlarında onlara yardımcı olmaları,
- Veya ilişkiyi pahalı oyuncaklar, bisikletler, bilgisayarlar ve tatiller değil de ebeveynleri ile bir ilişkilerinin olması ve onlar tarafından bakılmaları olarak görmektedirler.

Devlet Su İşleri Çocuk Bakımevi’nde bu konuda yaptığımız mini araştırma da bu sonuçları doğrular niteliktedir.

Çocuklarımız, “Anne babalarınızla en çok ne yapmaktan hoşlanırsınız?” sorusuna farklı yanıtlar vermişlerdir. Verilen cevaplar içinde en sık tekrar edilenler ise “parka gitmek, oyuncaklarımla oyun oynamak, kitap okumak, resim yapmak, film, CD izlemek, top oynamak, gezmeye gitmek” olmuştur. Bunların yanı sıra çocuklardan bazıları anne babaları ile sadece evde vakit geçirmekten hoşlandıklarını ifade ederken, bazı çocuklar anneleri ile pasta ve yemek yapmaktan hoşlandıklarını ifade etmişlerdir.

Anne babasıyla pazara, köye gitmek, yürüyüş yapmak isteyen çocuklarımızın yanı sıra, sadece anne babası ile sohbet etmekten, yerde yuvarlanmaktan ya da onların kendisini gıdıklamasından hoşlandığını ifade eden çocuklar da vardır.

Özetle, çocuklarımız bizim düşündüğümüz ya da korktuğumuz gibi doğaüstü bir güç harcayarak tüm zamanımızı onlara ayırmamamızı istemiyor, beklemiyorlar. Her çocuk farklı bir dünya. Keşfedilmeyi bekleyen, farklı idealleri, hayalleri, zevkleri, duyguları olan bireyler. Bu dünyayı keyifle keşfetme serüveni ise bizi bekliyor.

Hepimiz çocuklarımızı dünyadaki her şeyden çok seviyor ve değer veriyoruz. Onların sorumluluğunu alıyoruz. Biliyoruz ki çocuğumuz evdeki ütüden, çamaşırdan, televizyondaki diziden, yarışmadan tartışmasız daha önemli ve özel. Zaman zaman yaşam koşulları tüm enerjimizi alsa da az önce okuduğunuz gibi istekleri sadece yanlarında olmamız. Her durumda olduğu gibi hayata dair küçük bir plan yapmak, zamanı doğru kullanmak yeterli.

Çocuğumuzla birlikte geçirdiğimiz zaman boyunca “bir an önce gitsem de yarım kalan işlerimi bitirsem”diye düşünmek yerine bu zaman dilimini kendimize ve çocuğumuza sunulmuş bir fırsat olarak değerlendirmek, hem sizin hem onun alacağı keyfi artıracaktır. Aynı anda iki yerde olamazsınız. Çocuğunuzla birlikteyken az sonra yapılacakları düşünmek, ne tam olarak orada olmanızı ne de yarım kalan işlerinizi tamamlamanızı sağlar.

“Bu süre benim ve çocuğum için ayrılmış bir zaman. Benim ve onun buna ihtiyacı var. Buradan aldığım keyif ve enerji ile yarım kalan tüm işlerimi halledebilirim” şeklinde düşünmek ve hem fiziksel hem de duygusal olarak çocuğumuzla birlikte olmayı başarabilmek bize pek çok olumlu özellik kazandıracaktır.

Bu düşünceyi oluşturup, içimize sindirdikten sonrası ise çok kolay. Yapacağınız her faaliyet çocuğunuz ve sizin için amaca ulaşacaktır. Çocuğunuzu “Bu süre senin ve benim istediğimiz her şeyi yapabiliriz. Şimdi ne yapmak istersin?” sorusu ile etkinliğe dâhil edebilir, sorumluluk almasını sağlayabilirsiniz.

Gelecek ay çocuklarınızla birlikte evde kaliteli zaman geçirmeniz için önerilerimiz olacak.Yazılarımızı takip edin!

DİĞER YAZILAR

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun Özellikleri ve Tedavisi

Okul öncesi çocuklarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı koymak zordur, çünkü bu yaşlar çocukların genelde hareketli oldukları ve öz denetimlerinin yetersiz olduğu yıllardır. Bu dönemde DEHB tanısı koymakta aceleci davranmamak önemlidir. Ancak, çocuğu aile danışmanlığı, davranışsal öneriler ve düzenli takiplerle okula başlama yaşına dek izlemek gerekir.

Devamı

Okul Öncesi Dönemde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Görülür mü?

Sahi benim çocuk hangisi? Yaramaz, hareketli, çok bilmiş, yerinde duramayan, dikkatsiz, belki hepsi, belki de hiçbiri...

Devamı

Yeni Nesil, “Dijital Eğitim” Seviyor

Şu an eğitim çağında bulunan nesil, geleneksel yöntemlerle ders çalışmıyor, ezbercilikten sıkıcılıktan uzak bir eğitim anlayışıyla anlayarak, sorgulayarak öğrenmeyi tercih ediyor.

Devamı